Hiperox Logo Hiperox Logo

Marin

 

Sualtı tutkunlarının ya da sportif (amatör) dalıcı adaylarının muayenesindeki amaç, dalış güvenliğini tehlikeye sokabilecek sağlık sorunlarının olup olmadığını araştırmak ve sonuçta sualtı sevdalısına muhtemel riskler ve tedavileri konusunda yol göstermektir.

Hangi uzmanlık alanında olursa olsun hekimler, ister yeni isterse tecrübeli tüm dalıcılara, sualtı şartlarıyla kişinin sağlık durumu arasındaki ilişkiyi açıklamalıdır. Bu, hekimin sualtı şartlarını ne kadar bildiğinin yanısıra dalıcı adayının sağlık sorununun patofizyolojisine de hakim olması ile mümkündür. Hekimin en azından SCUBA ve/veya FREE DIVER olması bu ilişkiyi kurmasına ve doğru yönlendirmesine katkıda bulunur. Bu nedenle, muayenenin Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Uzmanı tarafından yapılması önemlidir.

Başvuran, profesyonel (askeri, sualtı adamı, bilimsel dalışlar, eğitmen dalıcı) ya da sportif (amatör) dalış için olsun fizyolojik uygunluk gereklidir. Sportif dalıcılarda bile bu nedenle belirli standardlar aranması uygun olacaktır. Bu aşamada hekim, dalıcı adayının bu spor ya da mesleği seçme arzusu ile sağlık durumu arasındaki değerlendirmeyi yaparken hayatını tehdit etmeyecek bir sınırda kalmayı bilmelidir.

Sıradan bir dalışta bile artmış iskelet kas sisteminin aktivitesi sebebiyle oksijen tüketimi artmaktadır. Bu yüksek oksijen ihtiyacı, kardiyak out put'u da yükselmektedir. Bu sebeple, dalıcı adayının egzersiz toleransı ve hemodinamik açıdan stabil olup olmadığının değerlendirilmesi kritiktir.

 

 
 

Kimler Dalabilir?

 

 

Dalış için uygun raporu verilmesini engelleyen hastalıklar nelerdir?

Orta kulak içine su girmesine yol açacak enfeksiyona, sıcak-soğuk uyarana bağlı vertigoya (baş dönmesi) neden olabilecek timpanik membran perforasyonu (kulak zarı yırtılması 3-4 haftada iyileşebilirse dalabilir), havalandırma tüpleri gibi durumlar dalışa kontrendikedir.

Orta kulak eşitlemesini bozan başka bir deyimle kulak açmayı engelleyen her türlü patoloji, polip, rinit, ÜSYE gibi durumlarda geçici olarak dalış yapılamaz. Alerjik rinit vakalarını ise daha dikkatli değerlendirmek gerekir.Çünkü, alerjik rinit vakalarında astım görülme riski yüksek olduğundan solunum fonksiyon testi ve astımının şiddetine göre bazen dalış izni vermemekteyiz.

Dış kulakta kapalı hava boşluğu oluşturan böylece dış kulak barotravmasına zemin hazırlayan buşon, eksostoz, osteom gibi patolojiler dalışa engel oluşturur. Diş kulak yolunda cild hastalığına bağlı alerjik deri döküntülerinin enfekte olmaması halinde dalış sırasında sorun yaşanmıcaktır. ANCAK BU DURUMDA DALIŞ YAPILACAK SUYUN TEMİZLİĞİ ÖNEMLİDİR.

Meniere hastalığı ve benzeri kronik vertigo (BAŞ DÖNMESİ) nedenleri sualtında oryantasyon kaybına yol açacağından sakınca yaratır.

Basınç değişimlerinin iç kulakta yıkım oluşturmasına zemin hazırlayan stapedektomi, orta kulak protezleri ve mastoid kemiği ilgilendiren kronik mastoidit, mastoid fistülü gibi patalojiler dalışa kontrendikedir.

Regülatör ağızlığının kullanımını olumsuz etkileyecek her türlü oral ya da maksillofasiyal deformitesi bulunanların dalması sakıncalıdır.

Dalış raporu verirken göz muayenesinde nelere dikkat edilmelidir?

Numaralı maske ile dalmasına karşın basınç ölçeri, dekompresyon tablolarını, saati, pusulayı göremeyen yakın görüş kusuru bulunanlar ile bir aygıt kullanmadan dalış eşini, tekneyi, dalış alanını göremeyecek düzeyde görme kusuru bulunanlar dalamazlar.

Sportif dalışlarda renk körlüğünün bir önemi yoktur.

Yeterli görme keskinliğine ve alanına sahip olmak koşuluyla glokomu olanlar, retina dekolmanı geçirmiş ve halen risk altında olmayanlar dalabilir. Arıca kataraktlılar da dalabilirler.

Son zamanlarda geçirilmiş bir oküler cerrahi ya da radikal keratotomi ise maske içinde bulunan havanın barotravma kaynağı olabilmesi nedeniyle 4-6 hafta süreyle (göz hekimiyle beraber karar vermek gerekir) dalışa engeldir.

Dalış raporunda kişinin ruhsal durumu da değerlendirilmelidir.

Paniğe yol açabilecek düzeydeki klostrofobi (kapalı alan korkusu), ağır depresyon, manik durumlar, alkolizim, uyuşturucu ya da uyarıcı ilaç bağımlılığı, dalış için uygun olmayan davranış bozukluğu olgularında dalış kesinlikle yasaklanmalıdır. Hekimin bu tip kişilerin dalması sırasında gözönünde bulundurması gereken bir konu da dalış eşinin ve acil bir durumda kurtarıcıların da yaşamlarının tehlikeye atılacağıdır.

Epilepsi öyküsü olanlar dalış yapabilir mi?

Diğer sporlardan farklı olarak sualtı ortamında dalgıcın her an tam bilinçli olması gereklidir. Epileptik bir kişi atletizmle uğraşabilir. Oysa sıradan bir nöbet, sualtında yaşamla bağdaşmayacaktır. Bu nedenle zaman zaman bilinç kaybı öyküsü olanlar, nöbet geçirenler, serebro vasküler atak (SVA) ya da geçici iskemik atak öyküsü olanlar dalamazlar.

Çocukluk çağı febril konvülziyon öyküsü olanlar olgu temelinde ele alınabilirler; genelikle dalışla ilgili bir problem olmıcaktır.

Migren atakları olanlar dalabilir mi?

Dalışın başlı başına (suyun soğukluğu, farklı bir ortamda olmanın yol açtığı stres,kaygı) migren krizlerini ortaya çıkardığı ve sualtında özellikle kusma gibi komplikasyonların dalgıçları çok güç durumda bırakacağı gözönünde bulundurulmalıdır.Kişi bazında dikkatli değerlendirme ile belki sadece serbest dalışa izin verilebilir.

Nörolojik bir hastalığı olanlar dalış yapabilir mi?

Nörolojik sekeli, medulla spinalis yaralanması öyküsü olanlar, benzer biçimde daha önce dekompresyon hastalığı geçirip nörolojik defisiti bulunanlar bir Sualtı ve Hiperbarik Tıp Uzmanı tarafından değerlendirildikten sonra ancak dalış yapıp yapmamama kararı almalıdırlar. Sekel bırakmış kafa travması geçirenlerde ise iyi bir nörolojik muayene sonrasında karar verilmelidir.

İntrakraniyal operasyon geçirenlerin, demiyelizan bir hastalığı bulunanların, beyin tümörü bulunanların ve kafaiçi anevrizma ya da vasküler başka bir malformasyonu bulunanların dalması sakıncalıdır.

Kan hastalıkları dalış için kontrendike midir?

Orak hücre hastalığı, açıklanamayan anemi, polisitemi ya da lösemi dalışa kontrendikedir.

Kalp ve damar sistemi hastalığı olanların dalış yapması uygun mudur?

Geçirilmiş miyokard enfarktüsü, anjina ya da koroner arter hastalığı durumlarında dalış izni ayrıntılı muayenelerin sonucunda verilir.

Kardiak septal defektlerde, aort ya da mitral stenozda dalış sakıncalıdır.

Su içine batma, soğuk, dalma refleksi gibi uyaranlar kendi başlarına kalpte ritm değişikliklerine yol açabilir. Ayrıca bu grup patolojiler egzersize normal kardiyovasküler yanıtı da bozarlar. Bu nedenle ritm bozuklukları bulunanların dalış öncesi detaylı kardiyolojik muayene ve tetkikleri gerekir.

Tam kalp bloku, ikinci derece kalp bloku, egzersiz kaynaklı taşiaritmi, paroksismal atrial taşikardili ya da senkop ataklı Wolf-Parkinson-White sendromu, sabit hızda kalp pili kullanımı, egzersize normal kardiyovasküler yanıtı bozan ilaç kulanımı bu kapsamda ele alınmalıdır.

Egzersize toleransı kısıtlıyacak düzeydeki arteriyel ya da venöz periferik damar hastalıkları da dalışa kontrendikedir.

Retinal, renal, kardiyak ya da vasküler yıkım oluşturmuş hipertansiyonlu vakalarda da iyi ve dikkatli bir değerlendirme yapmak gerekir. Hangi yaşta olursa olsun 135/85 mm Hg'lik arteriyel basınç üst sınır kabul edilmelidir. Kilo kaybı, diüretik kullanımı ile bu sınırın sağlanması kabul edilebilir. Beta bloker ve diğer ilaçlarla kontrolde ise daha ayrıntılı muayenelere gereksinim vardır. (bakınız sualtının kalp damar sistemi üzerine etkileri).

Solunum sistemi hastalıklarının hangilerine dalış izni verilmez?

Solunum sistemi ele alınırken dikkat genellikle hava hapsine yol açabilecek lezyonlara yönelir. Akciğer çıkış barotravmasına yol açabilecek böylesi bir durum sualtı hekimliğinde en çok sakınılan sonuçlara yol açar. Bu nedenle radyolojik olarak saptanan bül, kavern ve kavitasyonlar, egzersiz ve soğuk havanın tetiklediği astım nöbetleri; kronik obstrüktif akciğer hastalığı dalıştan kesin elenme nedenidir. Çocukluk çağı astımlarında dalış izni ayrıntılı özel muayeneler sonucunda verilmelidir.

Spontan pnömotoraksı olanların sağlam akciğerinde de benzer durumun gelişmesi diğer insanlara oranla anlamlı derecede fazladır. Gerek dalışın pnömotoraks gelişimine yol açabilmesi, gerek böylesi bir durumun basınç altında yaratabileceği tehlikeler gözönüne alınarak dalış izninin verilmesi gerekir.

Şeker hastalarının dalış yapması sakıncalı mıdır?

İnsüline bağlı diyabet durumunda dalış, sualtında bilinç kaybı ve boğulma riski nedeniyle tehlikeli olabileceğinden her birey için dikkatle ele alınmalıdır. Dalış adayının bilinçli yapısı ve entelektüel düzeyine göre kararı Sualtı ve Hiperbarik tıp Uzmanı vermelidir. İnsüline bağlı olmayan diyabet olgularında ise eğer hipoglisemik atak öyküsü bulunuyorsa ya da insülin ile regülasyon noktasına gelinmişse aynı kapsamda ele alınmalıdır.

Mide barsak sistemi ile ilgili durumlara nasıl yaklaşılmalı?

Gaz hapsine yol açabilecek her çeşit karın duvarı hernisi cerrahi olarak onarılmadıkça dalışa kontrendikedir. Benzer biçimde sindirim sistemi barotravmasına kaynaklık edebilecek parözofageal ya da hiatal herni dalışa engeldir. Hiatus hernisi ayrıca karın içi basıncın artması ile reflü özofajite de neden olabilir.

Gebelik ya da karın içi basıncı değiştirilebilen durumlarda dalışa izin verilir mi?

Her ne kadar bu konuda fetüs ile ilgili teratojenik ve iskemik çalışmalar yeterli değilse de gebelik durumunda dalış uygun bulunmamaktadır. Ancak, kişinin fiziksel performansına ve gebelik haftasına bağlı olarak, 3-7 m'lik ve 1 dakikalık dip zamanını aşmayan serbest dalışların (maske şnorkel ile tüpsüz dalış) fetus açısından risk oluşturmayacağını söyleyebiliriz.

 
 
Hiperox © 2008 - ANTALYA - Web Tasarım: Optimist